Yeni Emlak Ekle
Emlak Talepleriniz
 
Ana Sayfa Satılıklar Kiralıklar Hakkımızda Satış Prosedürü Şehir Tanıtımı İletişim  
 
Hizmetlerimiz
Emlak Alım-Satım, Kiralama
Dekorasyon
Emlak Arama
Şehir :
Semt :
Durum :
Türü :
M.Kare :
 
Fiyat :
 
 
E-Posta Listesi
Yeniliklerden haberdar olmak için E-Posta listemize kayıt olabilirsiniz.
İsim Soyad :
E-Posta :
 
En Uygun Satılıklar
Ankara / Kartaltepe / Mamak
Daire (binada) / Satılık
65,000 TL
Ankara / Mehtap / Mamak
Dubleks Daire / Satılık
135,000 TL
En Uygun Kiralıklar
Ankara / Keçiören
Ofis / İşyeri / Dükkan / Kiralık
1,500 TL
Döviz Bilgileri
T.C.M.B Alış Satış
 TL 0 0
 EUR 1.9241 1.9334
 USD 1.4994 1.5066
 GBP 2.31 2.3221
Anket
Emlak Sektörü Sıkıntıdamı?
 Evet
 Hayır
 Fikrim Yok
Anket Sonuçları
Hava Durumu
 
ANKARA
 
ANKARA
Ankara Hakkında

Yüzölçümü: 30.715 km²

Nüfus: 4.007.860 (2000)

İl Trafik No: 06    

Genel Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri: 26.897 km2 lik bir alana sahip olan Ankara, 39o57`N enlemi ile 32o53`E boylamları arasında yer almaktadır. Ortalama olarak deniz seviyesinden yüksekliği 890 metredir.

Doğusunda Kırıkkale ve Kırşehir, kuzeyinde Çankırı ve Bolu, kuzeybatısında Bolu, batısında Eskişehir, güneyinde Konya ve Aksaray illeri bulunmaktadır.

Ankara, Orta Anadolu`nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. İlin kuzey sınırının Kuzey Anadolu sıra dağlarının kolları olan dağlar, Orta Anadolu düzlüklerinin devamı olan ovalar çizer. Güney kısmında Tuz Gölü çanağı, Kepez Ovaları ve Hacıbekirözü gibi düzlükler bulunur. Bu düzlükler arasında volkanik Karadağ ile Karasimir Dağı, Paşa Dağı ve Teke Dağı yükselir.

Orta kesimlerden kuzeye doğru yaklaştıkça Haymana, Bala hattının kuzeyinde Kuzey Anadolu sıra dağları ile irtibatları bulunan dağ sıraları belirir. Bunların arasında İdris ve Elmadağları yükselir. Güney Batı Kuzey-Doğu doğrultusunda Güre, Elma, İdris, Karyağdı-Mire-Aydos-Çile, Ayaş ve Hıdır dağ sıraları arasında çöküntü alanları ve kıvrılmalarından dolayı Balaban, Mogan Gölü, Çubuk, Mürted ve Babayakup Ovaları meydana gelmiştir. Ankara Ovası doğu-batı yönünde uzanmıştır. Sakarya ve Kızılırmak nehir kolları arasında çukurlarda münferit olarak yüksek sıradağları görmek mümkündür.

Kuzeyde, Çubuk ve Kızılcahamam ilçelerinde yer yer sarp görünüşlü Yıldırım, Işık ve Yakut dağları, Batıda Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinin kuzey sınırları Karakiriş, Kartal ve Manastır dağları ile çevrilmiştir. Güney bölgedeki dağlar tatı meyilli, yuvarlak sırtlı ve üzerleri düzdür. Bu alanda yükseklikler 1050-1500 m. arasındadır.

İl sınırları içinde Mogan, Eymir, Karagöl, Kurumcu ve Samsun gölleri bulunur. Bölgede yer yer volkanik arazilere rastlanır. Bu kütle üzerinde 2378 m. yüksekliğindeki Köroğlu Dağı ile Mahya Tepesi (2006 m.) yükselir. İlin güneydoğusunda Hüseyingazi dağı kültesi bulunur.

İlin arasizisini Sakarya ve Kızılırmak nehirleri ile Çubuk Çayı, İncesu ve Ova Çayları sular.

 
Tarihçe
Ankaramizin Tarihcesi Ankara kentinin bir görüşe göre galatlar tarafından kurulduğu ve gemi çapası anlamına gelen adıyla bilindiği ileri sürülmektedir. Diğer bir görüşe göre ise Ankara’nın kurucusu Frikya Kralı Midas’tır. Daha sonraları kent Engürü olarak adlandırılmıştır. Kuruluş dönemi ve şekli ne olursa olsun kent ilk dönemlerden beri ticaret yollarının kesiştiği bir konuma sahip olmuştur.

Hitit döneminde Ankara’nın bir askeri garnizon olarak kullanıldığı bilinmektedir. Büyük Hitit İmparatorluğu’nun tarihe karıştırmasından sonra kent ve yöresinde M.Ö.7. yüzyıla kadar Friğler egemen olmuştur.

Frig devletinin yıkılışından sonra Lidyalılar M.Ö. 547 yılına kadar bölgeye hakim olmuştur. Daha sonra Ankara Pers eğemenliğine girmiştir. Yaklaşık 200 yıl süren pers egemenliği döneminde Ankara’nın önemli bir konaklama yeri ve ticaret kenti durumuna geldiği belirtilmektedir.

Mekadonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 333 baharınde persleri yenerek Ankara’yı kendi imparatorluğuna katmıştır. Bu dönemde Anadolu’ya gelen savaşçı kavim Galatlar eski Ankara Kalesi’ni yapmışlardır. Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran Romalılar M.Ö. 189 yılında Galatlar yenerek Ankara’yı ele geçirmişlerdir. Roma döneminde Ankara ulaşım sistemini oluşturan önemli yollardan birinin üzerinde bulunmaktaydı. Kent Roma döneminde içişlerinde bağımsız ve demokratik yapıda yönetilmiştir.. Bu dönemde halk tarafından “ Demoj ” ve “ Bule ” adı verilen iki ayrı gruptan oluşan bir belediye meclisi seçilirdi. Bu Meclisler bütün gereksinimlerini saptardı ve böylece kentin iç yönetiminde Kent meclisi ve Halk Meclisi bütün kararları almak yetkisine sahip olurdu. Bu dönemde kentin alt yapısı tamamlanmış kente 60 Km uzaklıktaki Elmadağ’dan taş borularla getirilen su mahallelere dağıtılmıştır.

M.S. 3. Yüzyıl ortalarında Roma İmparatorluğu’ndan ortaya çıkan Sosyal ve ekonomik çöküntüye paralel olarak kent o günlere kadar koruduğu açık kent niteliğini yitirmiş ve çevresi surlarla çevrilmiştir. İmparatorluk beşkenti İstanbul’a taşınınca Bizans döneminde Ankara’dan geçen ve başkenti doğuya bağlayan yolların önemi daha da artmıştır. M.S. 10. yüzyıla kadar Ankara Diğer Bizans Kentleri gibi para ekonomisinin geliştiği örgütlü bir ekonomik yapısı olan önemli bir merkez özelliği kazandırmıştır. Bu dönemde kent planının temel öğeleri; kent düşman saldırılarına karşı koruyan kalın surlar pazar yeri işlevini gören agora ve kilisesidir. Ayrıca tahıl depoları ambarlar ve hamamlar işlevlerini sürdüren diğer önemli ögelerdir.

Ankara’nın Selçukluların eline geçmesi Malazgirt savaşından sonra 1073 yılına rastlar. Ankara gibi Bizans kentlerine Türklerin kitle halinde girmesi 11. yüzyılın son çeyreğinden sonra başlar. Türkler büyük bir hızla kırsal alana yerleştiler ve tarımsal üretime katıldılar. Daha sonra 12 ve 13. yüzyıllarda Selçuklu sultanlarının da çabasıyla transit ticaret bir gelişme gösterdi. Ankara 1304’de görevli özerklik vererek Osmanlı Devletine bağladığı Ankara 1.Murat zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlandı 1402 yılında Timur orduları ile osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt arasındaki Ankara Meydan Savaşı zamanında Ankara ve çevresinin büyük ölçüde harap olmasına karşın Anadolu birliğini yeniden kuran 2.Murat zamanında yeniden onarılmıştır. Bu dönemde su yollarına kadar bütün alt yapı tesisleri hanlar hamamlar ve diğer kamu binaları onarılmıştır.

Ankara 16-19. yüzyıllar arasında birçok yabancı gezginin de uğrak yeri olmuştur. Gezginler yazdıkları seyahat namelerinde kentle ilgili çok doğru bilgiler vermiş çizdikleri gravürlerle o döneme ilişkin görsel malzeme sağlamışlardır. 19. Yüzyıl sonlarında Deutshe Bakn ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan bir demiryolunun yapılması konusunda anlaşmaya varılmış ve 1889’ da başlayan yapım çalışmaları sonunda 1892’ de ilk tren Ankara’ya gelmiştir.
Ankara’nın önemi Kurtuluş Savaşı ile birlikte artmıştır. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı Ankara’dan yönetmişler. İlk Ulusal Meclis yine Ankara’da toplanmıştır.

Ankara Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olduktan sonra hızlı bir gelişme göstermiş bir yandan Prof. Hermann Jansen’in hazırladığı kent planı çerçevesinin de İmar hareketleri hızkanırken diğer yandan kamu yönemitinin başlıca kurumları kentte örgütlenmeye başlamıştır.
Nüfus’u 1920’lerde 25.000 dolaylarında olan kent büyümüş ve 1990’lı yıllarda 4 milyona ulaşmıştır...
SULU HAN
Hacı Doğan Mahallesi Tekneciler Sokağı ile Sulu Han Sokağı arasında bulumaktadır.
1685 Tarihinde Şeyhülislam Cevvar Zade Emin Bey tarafından Zincirli Camii’ ye Vakıf olarak yaptırılmış olduğu ileri sürülen Sulu Han’ a Hasan Paşa Han’ ı da denilmektedir. Fakat 1141 Tarihli Vakfiye’ de hanın Abdülmerim Zade Mehmet Emin Bey tarafından vakfedildiği kayıtlardan anlaşılmakta olup eserin yapılışına ait bir kayıt bulunmamaktadır. Sulu Han büyük bir araziyi kaplamakta ve iki kısımdan meydana gelmektedir. Birinci kısım kareye yakın dikdörtgen plandaki ortası avlulu ve iki katlı kısımdır ki bu bölümden sadece doğu ve güney cephedeki dükkanların pekazı günümüze gelebilmiş; batı ve kuzey cephelerdeki binalar tamamen yıkılarak sadece dış duvarları kalmıştır. Güney tarafı ise yarıdan itibaren tamamen toprak altında kalmış ve kapanmıştır. Kalıntılardan hanın iç avlusunun dört kenarda payeler üzerine istinat eden sivri kemerli revaklarla çevrilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Revaklar arkasında birer kapı ile revaklara açılan ocaklı odalar sıralanmakta köşelerdeki hücrelerin kubbeli olduğu anlaşılmaktadır. Hanın esas girişi batı kenar ortasında bulunmaktadır. Güney uçta arazinin şekline ve yanında geçen sokaklara uyularak köşeleri peşli ve birinci kısma göre daha dar olan ikinci kısmın bir katlı olduğu görülür. Bunun ortasında muntazam olmayan bir avlu boşluğu kalmaktadır. Halen tamamen toprak altında kalmış ve büyük bir bölümünün kapalı olduğu görülen ikinci kısmın ahırlar ve depolara ayrıldığı tahmin edilmektedir. Her iki kısımda da hanın duvarları moloz taştan yapılmış ve bazı yerlerinde taşalr arası derz edilmiştir.
Eski fotoğrafında hanın birinci kısmının avlusu ortasında; bir de köşk mescit bulunduğu görülmektedir.
Hanın batı kenarında üç bölümlük küçük bir de arasta bulunmakta olup her bölüm kalın beşik tonozlarla örtülmekte ve koridorların yanlarında küçük dükkanlar yer almaktadır.

MAHMUT PAŞA BEDESTENİ
Kale yolu üzerinde ve Kurşunlu Han’ın bitişiğindedir. 1421-1459 yılları arasında han ile birlikte Sadrazam Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır. Doğu-Batı istikametinde boyuna uzanan büyük ve muntazam dikdörtgen planda olup on adet büyük kubbe ile örtülü bedesten ve bedesten dışında meydana gelmiş olan arasta ile birlikte iki kısımdan ibarettir.
Türk Bedesten Mimarisinde bedesten olarak yapılmış orta kısmın gayet kalın ve yüksek beden duvarları moloz ve yontma taşlardandır. Taşlar arası kırmızı bir harç ile (Horasan) derzlidir. Doğu-Batı istikametindeki orta aks üzerinde eşit aralıklarla sıralanmış dört adet kalın kare paye ve bu payeleri beden duvarlarına birleştiren kalın kuvvetli kemerlerle on bölüme ayrılmıştır. Bedesten mimarisinde oldukça büyük sayılan Mahmut Paşa Bedestenin’ in dış duvarları etrafında çepeçevre yarı hizaya kadar dükkan sıralanmaktadır. Fakat Bedestenin dış çevresinde sıralanan bu dükkanların sayıları her kenarda aynı değildir. Esasen doğu ve batı kenarları kuzey ve güney kemerlere göre daha dar olduğundan dükkan adedinin doğu ve batı kenarlarda daha az olması normaldir.

KURŞUNLU HAN
Ankara Kalesi’ ne giden yol üzerinde bulunan ve Fatih’ in sadrazamlarından Mahmut Paşa tarafından 1421 yılında yaptırılmış olan eser tipik Osmanlı şehir içi hanlarındandır.
Bugün müze olarak kullanılan eseri bulunduğu arazinin şekline uydurmak için planı biraz yamuk yapılmıştır. Güney yanında bitişik olan bedesten ve bedestenin dışındaki arasta üzerinde ikinci bir platform teşkil eden han bedestenle aynı mimari özellikleri göstermekte ve aynı devirde yapılmış olduğu bilinmektedir.
Arazinin meyilli oluşu ile aslında iki kat halinde bulunan hanın altında ahır ve depoların arabalıkların konduğu üçüncü kat yapılmıştır.
Batı cephedeki giriş eyvanın her iki yanında arazinin meyline uygun olarak kademeli yapılmış altı dükkan bulunmaktadır ki bunların hepsi beşik tonozludur. Beşik tonozla örtülü giriş eyvanın iki yanında da yuvarlak kemerli iki hücre yer almaktadır.
Eyvanın bitimindeki büyük kapısı basık yay kemerlidir.
Hanın iç avlusunun etrafını dört kenardan payeli kemerlerin teşkil ettiği revaklar çevirmekte; güney batı kenarda meyilli bir üçüncü katı teşkil eden bodruma yani ahır ve arabalıklara inmektedir.
Giriş zemininden itibaren iki kat halindeki hanın her iki katında da iç avlu etrafı payeli revaklarla çevrilmiş olup batı ve güney yönlerde yedişer diğer iki kenarda altışar paye ve üzerlerde yuvarlak tuğla kemerler bulunmaktadır. İkinci kat revakların üzerinde kirpi saçaklarla nihayetlenen duvarlar kesme taştandır.

ÇENGEL HAN
Kale altında ve At Pazarı Meydanı Sefa Sokakta bulunmaktadır. Kitabesinde 929 H.(1552)yılında yapılmış olduğu anlaşılır.
Klasik Osmanlı şehir içi hanlarından olan Çengel Han kareye yakın dikdörtgen planlı olup meyilli bir arazi üzerine kurulmuştur. İki kat halinde yapılmış olan beden duvarları dışında sivri kemerli ve tonozlu dükkanlar sıralanmaktadır. Giriş kapısı Büyük Bursa kemerli olup önünde sivri beşik tonozlu bir eyvanı bulunmaktadır. Eyvanın sağ ve sol yanlarında taş kemerli nişker yer almaktadır. Kapı kemerinin arkasında çapraz tonozlu bir geçit ile iki yanda iki kapı hücresi bulunmaktadır.
Avlunun güney ve kuzey kenarlarında beşer sivri kemerli dükkan ile doğu ve batı kenarlarında üçer dükkanı bulunan hanın bir kaç defa yapılan onarım ile esas karekterinin değişmiş olduğu görülür. Kemerler üç tuğla bir kesmetaş sıralarından meydana gelmekte duvarlarda yontma taşlar arası tuğla hatıllarla takviye edilmiştir.
Doğu ve güneydeki dış cephelerin moloz taştan yapılmış ve dört sıralı tuğla hatıllarla takviye edilmiştir.
Hanın ikinci kat revakları arasında dört kenarı dolaşan odalar sıralanmaktadır.
Mülkiyeti Ankara Büyükşehir Belediyesi’ ne aittir. Sosyal ve kültürel amaçlı kullanılmak üzere restore çalışmaları aittir.
Sosyal ve kültürel amaçlı kullanılmak üzere restore çalışmaları yapılmaktadır.

ZAFRAN HANI
At Pazarı’ ndadır.Aslen Kayseri’ li olup Ankara’ ya yerleşen Hacı İbrahim bin Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır.Vakfiyesi 1512 tarihlerinden düzenlendiğine göre bu tarihlerde yapılmış olmalıdır. Hanın yarısı vakfın ruhuna Cüz-i Şerif okumak Lütfi han kapısındaki musluğa bakmak için vakfedilmiştir. İçinde bir mescit yer almaktadır. Klasik Osmanlı hanları tipinde alt ve üst kattaki hücreleri iç avluya bakmakta dır. Etrafında duvarlarına bitişik yirmi dükkan yer almaktaydı. 28 Eylül 1806 tarihli bir hücceten hanın 5500 kuruş sarfedilerek tamir edildiğini bundan sonra da vakıf ile mülkün birlikte masraf ederek tamir edecekleri öğrenilmiştir. Bu dönemde gerek han gerekse etrafındaki dükkanlar işlek durumdaydı.

ÇUKUR HAN
Çengel Han’ la bitişik olup 18.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hanlar kalenin Aslanlı Kapısı’ nın karşısında yer alıyor. Hanlar cezaevi olarak kullanılmış.
Burada Ankara Belediyesince restore çalışmaları yürütülmektedir.

KIBRIS HANI
At Pazarı’ nda Kuş Sokak’ ta Sata Sokak köşesinde yer alan her kerpiç duvarlı ahşap hatıllı kiremit çatılı bir yapıdır. İlk yapılış tarihi 17. asırda ve yenilenmiştir.

PİLAVOĞLU HANI
At Pazarı’ nda Hanlar Sokakta yer alan yapı kerpiç duvarlı ahşap hatıllı kiremit çatılı basit bir yapıdır. 16. ve 17. asırdan olduğunu tahmin ettiğimiz han yenilenmekle tarihi özelliğini kaybetmiştir.

YENİ HAN
At Pazarı Sokakta Kıbrıs Hanı yanında yer alan yassı kerpiç duvarlı ahşap hatıllı kiremit çatılı basit bir handır. İlk yapılışı muhtemelen 16. veya 17. asırdır. Yenilerek tarihi özelliğini kaybetmiştir.

YIKILMIŞ HANLAR
Vakıflar Genel Müdürlüğündeki bilgilere göre Ankara’ da bu asrın ilk yarılarına kadar Ağa Han’ ı Pirinç Han’ ı Bakır Han’ ı Pembe Han Kabana Han’ ı Taşhan adını alan 17. ve 18. asırlardan olduğu tahmin edilen bu hanlar yıkılmış hanlardır.

KARACABEY HAMAMI
Karacabey Hamamı Talat Paşa Bulvarı üzerinde olup 1444 tarihinde yapılmıştır.
Çifte hamam olarak teşkil olunmuş Karacabey Hamamı batı kısmında biribirine bitişil soyunmalıkları doğu kısmında ise batıdakilere göre daha değişik inşa tarzı gösteren sıcaklık ve halvetleriyle birlikte bütünü kareye yakın büyük bir dikdörtgen meydana getirmektedir.
Erkekler kısmının doğu köşesindeki büyük nişli bir kapı ile soğukluğa girilmektedir.
Kadınlar kısmı erkekler kısmına göre biraz daha değişik bir plan gösterir. Kadınlar soyunmalığı erkekler kısmından biraz daha büyük olmasına mukabil sıcaklığı daha düşüktür. Her iki soyunmalıkta da ortada fıkiyeli bir havuz bulunmakta ve kenarları saraç zeminden yüksek sekiler camekanlarla bölünmektedir.
Sultan Murat’ ın gözde paşalarından Ankara’ lı ve Rumali Beylerbeyi payesine kadar erişmiş Karacabey tarafından yaptırılmıştır. Hamamönü semti de adını Karacabey Hamamından alır.

ŞENGÜL HAMAMI
İstiklal Mahallesi Acı Çeşme Sokak’ ta bulunmaktadır. Kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere çifte hamam halinde yapılmış olan Şengül Hamamı’ nın bugün İstiklal Caddesi üzerindeki erkekler kısmı evvelce kadınlara ait idi. Yanyana olan iki kısmın da soyunmalıklarının inşa tekniği ve malzemesinden 19.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

HARAP HAMAM
Yıkık Hamam olarak da bilinir.Hamamın kimin tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Eserin 15. yüzyıla ait olduğu tahmin ediliyor. Hamam Gazi Lisesinin kuzey duvarına bitişiktir. Ankara’ nın en eski hamamı olduğu söylenmektedir.

AKKÖPRÜ
Varlık Mahallesi önünde Ankara Çayı üzerinde olan Ankara’ nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır.
Bugün sağlam bir durumda bulunmakla beraber dar bir köprü oluşu ve bugünkü kullanılan geniş yol dışında kalışı nedeniyle işlerliğini yitirmiştir. O zamanlarda Batı Anadoluyu Ankara’ ya bağlayan yolun üzerinde. Eskiden Ankara’ dan askere ve hacca gidenler bu köprünün başında ayrılık ağıtları söylenerek uğurlanırdı.
Kesme bozalt taşından yapılmıştır. Yedi adet sivri kemerden meydana gelmiştir. Madeni korkuluğu sonradan yapılmıştır. Batı yönünde biri silik iki yazıt yer almıştır.

ANKARA KALESİ
Ankara Kalesi kentin sembolüdür. Ankara’nın bekçiliğini yapan kalenin tarihi kentin tarihi kadar eskidir. Ne zaman ne yapıldığı bilinmemektedir. Ancak bilinen Selçuklular döneminde kaleye özeel itina gösterilmiş olup kale genişletilmiştir.
Kalenin bulunduğu tepe yanındaki Hatip Çayı - Bentderesinden 110 m. yüksektedir. Osmanlılar zamanında Mısır Valisi Mehmet Muhammet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın aldığı Ankara Kalesini tekrar onarttığı bilinmektedir.Kale iç ve dış kale olarak iki kısımdır. 20’ den fazla kulesi vardır. Dış Kale eski Ankara şehrini çevirir. Dört katlı olan iç kale Ankara taşından ve toplama taşlarla yapılmıştır. İç Kalenin iki büyük kapısı vardır.Biri dış kapı diğeri ise hisar kapısı adını taşır. Kapı üzerinde bir de İlhanlılar’ a ait kitabe bulunur. İç Kaledeki kulelerin yüksekliği 14 ila 16 metre arasındadır. Kuzeybatı kısmında Selçukluların yaptırdığını gösteren bir yazı bulunmaktadır. Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır. Bazıları çeşitli hizmetlerde kullanılmaktadır.

17.yüzyılın ortasına doğru 1640 yılında Ankara’ ya gelen Evliya Çelebi kenti ve kentteki yaşamı ayrıntılı biçimde anlatmaktadır. Evliya Çelebi önce ünlü Ankara Kalesinden söz eder. Ankara’nın yüksek bir dağın tepesine dört kat beyaz taştan yapılmış sağlam bir dağın tepesine dört kat beyaz taştan yapılmış sağlam bir kalesi vardır. Kale iç içe üç kat surlarla çevrilidir. İç kalenin çevresi kayalıktır. Bu yalçın kayalardan kaleye tırmanmak çok zordur. İç kalede topları çeşitli silahlar cephane ve 600 ev bulunur.
İç Kale aşağılarda ikinci sıra surlarla çevrilidir. Dağın eteklerinde ise üçüncü sıra dış surlar yer alır. Bu dış surlarla tüm kent güvenlik altına alınmıştır.

ROMA HAMAMI
Ulus meydanından Yıldırım Beyazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde caddeden 25 metre kadar yükseklikteki bir platform üzerinde bulunmaktadır.Hamamın bulunduğu yüksek platformun höyük olduğu bilinmektedir. Burada 1937 yılında kazılar yapılmış olup höyüğün Friğ ve Roma devri katları ortaya çıkarılmıştır. Bu kazılar sonucunda bulunan hamam binası 1940 - 1943 yıllarında yapılan kazılarla da bütünüyle ortaya çıkarılmıştır. Bugünkü Roma Hamamı olarak adlandırılan bu platformun bir höyük olduğu en üstte Roma Çağı (kısmen Bizans ve Selçuklu kalıntıları) onun altında Friğ Devri yerleşmesinin kalıntıları tesbit edilmiş bulunmaktadır. 1937 - 1944 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan bu muhteşem anıtı biri palaestra öteki kapalı hamam kısmları olmak üzere iki bölümden ibarettir. Burada yapılan kazılarda bulunmuş sikkeler dayanılarak hamam kazı başkanı tarafından Caracalla (M. S. 212 - 217) devrine tarihlenmiştir. Kazı sırasında bulunan diğer sikkelerden anlaşıldığına göre hamam aşağı yukarı beşyüz yıllık bir süre içinde devamlı kullanılmış ve zaman zaman onarılmıştır.

Caracalla Hamamının Çankırı Caddesindeki girişi sütunlu bir revak kalıntısını çevrelediği geniş bir alana Palaestraya yani bir güreş sahasına açılır. Bu revaklı avlunun bir kenarında 32 sütun olmak üzere bütün yüzünde 128 mermer sütun bulunmaktadır. Bugün burada Roma devrinin Ankara’sından toplanan yazıtların oluşturduğu zengin bir kolleksiyon sergilenmektedir. Hamam binaları palaesto kısmının hemen arkasında yer alırlar. Bu yapılar ender rastlanan bir büyüklükte olup her zaman olduğu gibi Apoditerium (soyunma kısmı) Friğidarium (soğukluk kısmı) Tepidarium (ılık kısım) ve Caldarium (sıcak kısım) bölümlerinden oluşurlar. Tepedarium ve Caldarium bölümlerinin daha geniş olmasının nedeni kuşkusuz Ankara’ nın soğuk kış mevsimi gözönüne alındığında kolaylıkla anlaşılır. Bunlar etrafında ocaktan (külhan) gelen sıcak havanın rahatça dolaştığı tuğla sütunlardan oluşan bir eraltı ısıtma tesisatı ile desteklenir ve yukarıdaki odalarda böylelikle ısıtılırdı. Bu yer altı ısıtma tesisi ocakçıların ateşi körüklemek için geçtikleri bir takım tünel ve geçitleri ile birbirlerine bağlı idiler.

AUGUSTUS TAPINAĞI (MABEDİ)
Ulus’ta Hacıbayram Camii bitişiğindedir. M.Ö.Ü. yüzyılda Friğya Tanrıçası Men adına yapılmış oln tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak son Galat hükümdarı Amintos’ un oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır. Bizanslılar zamanında çeşitli eklemeler yapılıp pencereler açılarak kilise haline getirilmiştir. Etrafaı sütunlarla kuşatılmış dört duvar halindedir. Etrafını çevreleyen uzunluğuna onbeşer enine altışar adet kırkiki tapınağın kapısı önünde dört arkada iki adet sütunun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Bu kısım 125 X 29 metre ebadındadır. Kapının yüksekliği 840 metre genişliği 334 metredir. Planı Manisa’ daki Artemis Tapınağına benzemektedir. Büyük kapıdan sella denilen tanrı evine ve Pronaos denilen üst kapalı geçide girilir.
Aslı Roma Tapınağında bulunan ve Augustus’ un başardığı işleri gösteren Latince ve Yunanca dilleri ile yazılmış vasiyetnamesi bir yazıt ile bu tapınağın türbeye bitişik duvarlarına da konulmuştur. M.Ö. 43 -M.S. 14 yılları arasında geçen askeri ve siyasi olayları imparatorluğun giderleri inşaat faaliyetleri şenlikleri vasiyetnamenin metninde belirtmiştir.

JULIANUS SÜTUNU
Defterdarlık ve Valilik Binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. Başlığı Bizans tarzındadır. Gövdesinde bir çok halka olup yüksekliği onbeş metre kadardır. Julianus’ un (M.S.361 -363) Anakara’dan geçtiğinde şerefine dikildiği söylenir. Bizans devrinde 4. yüzyılda yapıldığı sanılan esere halk arasında Belkıs Minaresi de denilmektedir.

HAVRA
Numune Hastanesi’ nin karşısındaki yahudu mahallesi diye bilinen mevkide yeralmaktadır.
SAAT KULESİ
Ankara Kalesinin Atpazarından girilen Arslanlı Kapının girişte sol kısmında yer alır.
Mehtap Emlak Dekorasyon
Adres : Asım Gündüz Cad. No:30/B 06620 Abidinpaşa - ANKARA
Telefon : 03123650607 Faks : E-Posta : iletisim@mehtapemlak.com
  18359 Kaynaklar